


14 yaşında anne olan Alfonsa’ya, doğumdan hemen sonra bebeğinin ölü doğduğu söylenir. O yaşta buna karşı koyamayan Alfonsa, hayatına bu acıyla devam etmek zorunda kalır ve geçmişini geride bırakır. Aradan yirmi yedi yıl geçer. Bir gün karşısına çıkan yetişkin bir kadın, Alicia, onun kızı olduğunu iddia eder. Bu iddia, Alfonsa’nın uzun yıllardır kabullendiği tüm gerçekleri sarsar. Alicia ise kısa süre önce evlat edinildiği ailesine dair belgeler bulmuştur. Bu belgeler, onun biyolojik annesinin aslında hayatta olduğunu ve evlat edinme sürecinin göründüğü kadar masum olmadığını ortaya çıkarır. Bir rahibe aracılığıyla para karşılığı gerçekleştirilen bu süreç, onu büyük bir karanlığın içine çeker. İki kadının yolları kesiştikçe, yıllar önce başlayan bir yalanın izleri gün yüzüne çıkar. Ortaya çıkan gerçek, yalnızca bir aile dramı değil; sistematik bir düzenin parçasıdır. Bebeklerin annelerinden koparıldığı, ailelere “öldü” denilerek gerçeğin gizlendiği ve bunun karanlık bir ağ içinde ticarete dönüştüğü bir düzen… Alfonsa ve Alicia, artık yalnızca anne ve kız değil; aynı zamanda geçmişin karanlığını ortaya çıkarmaya çalışan iki tanıktır. Gerçek ne kadar acı olursa olsun, saklanan sırlar birer birer çözülmeye başlar.