Sinema dünyasında bir yıldız daha kaydı. Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki Rohan Kralı Théoden rolüyle hafızalara kazınan usta aktör Bernard Hill, 5 Mayıs Pazar günü, 79 yaşında hayata veda etti. Onun ardında bıraktığı miras, hiç şüphemiz yok ki sadece sinema ve televizyon dünyasında değil, izleyicilerin kalplerinde de derin izler bıraktı. Biz de onun beyaz perdeye kattıklarına duyduğumuz saygıyı ifade etmek için Bernard Hill’in oyunculuk kariyerine bir göz atalım istedik. Hadi gel, usta oyuncunun kariyerine beraber bakalım ve bu vesileyle sevgili Hill’in anısını yaşatalım.
Bernard Hill’in Erken Yaşamı ve Kariyerinin Başlangıcı
17 Aralık 1944 yılında Manchester’da dünyaya gelen Bernard Hill, işçi sınıfı bir ailenin çocuğuydu. Genç yaşlarda oyunculuğa olan tutkusu, onu Manchester Polytechnic School of Drama’da eğitim almaya itti. Eğitimini tamamladıktan sonra Hill, tiyatroların tozunu yutarak kendine sahnede yer buldu. Sahnedeki performanslarıyla bir hayli kısa sürede dikkatleri üstüne çekti ve bu ilgi, onun için sinema ve televizyon dünyasına açılan bir kapı oldu.
Kariyerinin en erken adımlarını tiyatroyla atan Bernard Hill, beyaz perdede de olağanüstü başarılar elde etti. Gel, kronolojik sırayla Bernard Hill’in sinema kariyerine bakalım ve usta oyuncunun attığı her adımda nasıl devleştiğine beraber şahit olalım.
Televizyonun Parlayan Yıldızı Yosser Hughes
BBC’nin dönemine damga vuran dizisi “Boys from the Blackstuff”taki Yosser Hughes rolü, Bernard Hill’in kariyerinde âdeta bir dönüm noktasıydı. Yosser, İngiltere’nin işçi sınıfının yaşadığı ekonomik zorlukları ve adaletsizliği çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyordu. İşçi bir ailenin çocuğu olan Bernard Hill ise Yosser’a öyle güzel hayat verdi ki bu rol, Hill’e ulusal bir ün kazandırdı. Hill’in canlandırdığı Yosser Hughes karakteri, “gizza job” (bana iş ver) repliğiyle dönemin en ikonik ve tanınan yüzlerinden biri oldu. Bu karakter, Hill’in yeteneklerini geniş kitlelerin görmesini sağladı.
Beyaz Perdeye İlk Adımlar: Gandhi ve İlk Büyük Roller

Bernard Hill’in sinema kariyerindeki ilk büyük rolü, Richard Attenborough’un ödüllü biyografik filmi “Gandhi”deki küçük ama önemli bir rol olan Sergeant Putnam’dı. Bu filmdeki performansı, onun sinema dünyasında da ne kadar etkili ve usta olabileceğinizi hepimize göstermişti.
1989 yılında Hill, “Shirley Valentine” filminde Joe Bradshaw rolüyle büyük beğeni topladı. Pauline Collins’in canlandırdığı Shirley’nin kocası olarak Hill’in performansı, filmin duygusal derinliğini ve mizahını mükemmel bir şekilde dengeledi. Böylece Joe Bradshaw karakteri, Hill’in kariyerindeki unutulmaz rollerden biri olarak hafızalarımıza kazındı.
Unutulmaz Rolleri ve İkonik Performansları
Usta aktör Bernard Hill, sinema dünyasında, pek çok unutulmaz rolde karşımıza çıktı. “Titanic” filminde canlandırdığı Kaptan Edward Smith, bunlardan sadece biri. James Cameron’ın rekorlar kıran felaket filminde Hill’in Kaptan Smith rolü, geminin batışı sırasında yaşanan çaresizliği ve sorumluluk duygusunu iliklerimize kadar hissettirdi. Hill, Titanic’in başarısı karşısında şaşkınlığını dile getirmiş ve filmi daha küçük bütçeli, samimi bir proje olarak değerlendirmişti. Ancak bize göre şaşılacak hiçbir şey yok. Zira Hill, elini attığı her projeyi efsanevi hâle getirerek gönlümüzde büyük bir yer etti.
Bernard Hill, Titanic’ten sonra 1999 yılında bir Clint Eastwood yapımı gerilim filmi “True Crime”daki Luther Plunkitt rolüyle dikkat çekti. Burada da güçlü bir performans sergileyen Hill, San Quentin hapishanesinin müdürü olarak masum olduğuna inandığı bir mahkûmu kurtarma çabasıyla izleyicileri derinden etkiledi.
Orta Dünya’nın Kralı: Théoden
Ses getiren performanslarıyla 90’lı yıllara damgasını vuran Bernard Hill’in kariyerindeki en ikonik rol, hiç şüphesiz 2000’lerin göz bebeği “Yüzüklerin Efendisi” üçlemesinde canlandırdığı Rohan Kralı Théoden’dir. Peter Jackson’ın epik destanında Hill’in Théoden’i, trajedi ve kahramanlık arasındaki incecik çizgide yürüyen bir kral olarak hafızalara kazındı. Théoden’in hikâyesi, büyük bir sorumluluk ve yük taşıyan bir kralın yeniden dirilişini anlatıyor.
Wormtongue’un hainliğiyle karanlığa sürüklenen Théoden, Gandalf’ın yardımıyla yeniden ışığa kavuşuyor ve halkını savunmak için son bir savaşa hazırlanıyor. Hill’in performansı, bu dönüşümü o kadar inandırıcı ve etkileyici kıldı ki seyirciler olarak bizler de onunla birlikte umutlandık, acı çektik ve cesaret bulduk.
Diğer Dikkat Çeken Performansları

Bernard Hill, “The Ghost and the Darkness” filminde Val Kilmer ve Michael Douglas ile beraber rol aldı ve bu filmdeki Dr. David Hawthorne karakteriyle de büyük beğeni topladı. Ayrıca “Wolf Hall” dizisinde Thomas Howard, Norfolk Dükü rolünde Anne Boleyn’in amcası ve Kardinal Wolsey’in düşmanı olarak bizleri ekran başına kilitledi.
Hill’in çocuklar için en tanınmış rolü ise 2012 yapımı animasyon filmi “ParaNorman”da canlandırdığı ölü yargıç Hopkins. Bu filmdeki seslendirme performansı, Hill’in ne kadar çok yönlü bir aktör olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Son Yılları
Bernard Hill, kariyerinin son yıllarında da pek çok dikkat çekici projede yer aldı. “Unforgotten” dizisinde rahip ve cinayet şüphelisi olarak gösterdiği performans, onun gerçek hayattaki Katolik köklerine bir geri dönüş gibiydi. Hill, rahip karakterini oynarken “Rahip rolünü oynarken yapabileceğiniz en kötü şey, rahip gibi oynamaktır.” demişti. Bu söz, onun oyunculuğa olan yaklaşımını ve karakterlere nasıl derinlemesine nüfuz ettiğini gösteriyordu.
Bir oyuncunun toplamda 11 Oscar kazanan iki filmde de oynaması, neredeyse imkânsız. Ancak Bernard Hill, Titanic ve Yüzüklerin Efendisi’ndeki unutulmaz rolleriyle, bunu başaran, nadide bir aktör. Bu bile Hill’in sinema dünyası için ne kadar kıymetli bir değer olduğunu kanıtlıyor. Usta oyunculuğuyla ve mükemmel şahsiyetiyle öne çıkan Bernard Hill, beyaz perde ile televizyon dünyasında geniş bir iz bıraktı. Onun performansları, insanın derinliğini bize göstermeye devam ediyor. Hill’in canlandırdığı bütün karakterler, bizimle birlikte yaşayacak ve her izleyişimizde bize yeni düşünceler katıyor.
Huzur içinde yat, büyük kral.














