TV+ Logo
Dizi İncelemeleri

Unutulmaz Karakterlerle En İyi Dizi Finali Yapan 8 Yapım

Güncelleme: 14/11/2024 8dk okuma süresi
image-item

Dizi finalleri... Her birimiz, bir diziye büyük beklentilerle başlarız, karakterlerle bağ kurar, onların sevinçlerini, üzüntülerini paylaşırız. Ama tüm bunlar yetmez. Çünkü bir diziyi gerçekten unutulmaz kılan şey, nasıl bittiğidir. Öyle finaller vardır ki, seni koltuğa yapıştırır, kimi zaman şaşkınlık içinde bırakır, kimi zaman ise duygusal anlamda paramparça eder. İşte şimdi, unutulmaz karakterlerle dolu ve en iyi dizi finalleriyle akıllara kazınmış sekiz yapımı birlikte inceleyeceğiz. Hazırsan dizi tarihinin en ikonik finallerine doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyoruz!

Dikkat! Bu liste, fazlasıyla spoiler içerir.

Breaking Bad (2008 - 2013)

BeakingBad.jpg

IMDb Puanı: 9.5

Hadi gel, televizyon tarihinin en nefes kesen finallerinden biriyle başlayalım: Breaking Bad! Dizinin son sezonu boyunca Walter White’ın Heisenberg kimliğiyle tam anlamıyla güç ve kontrol bağımlısı bir adama dönüştüğüne tanık olduk. Ancak dizinin finali, Walter’ın hem bir baba, hem bir suçlu, hem de bir kimya dehası olarak son kez tüm taşları yerli yerine oturttuğu bir şaheserdi. Felina adlı final bölümü, mükemmel bir planın ürünüydü.

Walter, her şeyin kontrolden çıktığını gördüğünde bile kendine özgü soğukkanlılığıyla olayları bir şekilde kendi lehine çevirdi. Dizinin başından beri zihnimizde o devasa “Breaking Bad” logosunun gölgesinde her anı planlayan Walter, son bir kez daha ipleri eline aldı ve herkese veda etti. Laboratuvarda o son şarkısını çalarken hepimiz şunu biliyorduk: Heisenberg ölmüştü ama Walter White’ın mirası sonsuza dek kalacaktı. Ama finali asıl tatlı kılan şey, Jesse Pinkman’in özgürlüğüne kavuştuğu o andı. Walter’ın yarattığı tüm kaosun içinden Jesse’nin kaçışı, izleyicilere âdeta nefes aldırdı. O sahneyi izlerken içten içe hepimiz “Hadi Jesse, hadi!” diye bağırmadık mı? Vay be Walter, ne adamdın sen!

The Wire (2002 - 2008)

TheWire.jpg

IMDb Puanı: 9.3

The Wire gibi bir dizi, basit bir finalle bitmezdi, değil mi? Televizyonun en gerçekçi, en etkileyici dizilerinden biri olan The Wire, finale doğru ilerlerken toplumsal sistemin bireyleri nasıl ezeceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Son sezonda, gazetecilik dünyasını da işin içine katarak her bir karakterin yaşam döngüsünü kapattı. İzleyiciler olarak dizide sevdiğimiz birçok karakterin trajik sonlarına tanıklık ettik.

Özellikle McNulty’nin bu yozlaşmış sistemle olan savaşı sona erdiğinde, her şeyin aslında nasıl da yerinde saydığını fark ettik. Sanki zaman durmuştu, ama sistem hiçbir şekilde değişmemişti. Omar, Stringer Bell, Avon Barksdale gibi karakterlerin izleri zihnimizde hâlâ taptaze, ama finalde anladık ki bu karakterler, sadece şehirdeki sonsuz döngünün birer parçasıydı. Hayatları geldi ve geçti, ama Baltimore asla değişmedi. Her şeyin aynı kaldığı bu çarpıcı final, diziyi unutulmazlar arasına soktu. Zira dizinin bize söylediği şey çok netti: Sistem kazandı, bireyler kaybetti.

The Sopranos (1999 - 2007)

TheSopranos.jpg

IMDb Puanı: 9.2

Şimdi ise televizyon dünyasının en tartışmalı finallerinden biriyle karşına geliyoruz: The Sopranos! Ahh, Tony Soprano ve o  meşhur blackout… Onu asla unutamayız, değil mi? Mafya dünyasının derinliklerine dalarken bir yandan ailesiyle uğraşan bu karmaşık adam, finalde izleyicileri ikiye bölen bir sonla veda etti. Peki o son sahneyi nasıl unutabiliriz?  The Sopranos, televizyon tarihinin en çok tartışılan finallerinden birine imza attı ve bunu tek bir karartmayla başardı. Dizi bittiğinde herkes şöyle bir duraksadı, “Ee, ne oldu şimdi?” dedi.

Journey’nin “Don’t Stop Believin’” eşliğinde Tony, ailesiyle yemek yerken, kapıdan her giren kişiye dikkatle bakıyor. Derken, bam! Bir anda ekran kararıyor ve bitiyor. Evet, bildiğin bitiyor! Tam da bu nedenle The Sopranos finali, dizinin kendisi kadar unutulmaz oldu. Bir yandan her an bir şey olabilir hissiyatı yarattı, diğer yandan ise mafya dünyasının tehlikeli atmosferini en ince ayrıntısına kadar hissettirdi. Tony ölü müydü, yoksa yaşamına devam mı ediyordu? İşte o karanlık ekran, bu soruya yanıt vermedi, ama bize diziyi tartışıp durmamız için sonsuz bir sebep verdi.

The Office (2005 - 2013)

TheOffice.jpg

IMDb Puanı: 9.0

İzleyicileri duygusal bir rollercoaster’a bindiren The Office, finaliyle de gönüllerde taht kurdu. Bir ofis ortamında geçmesine rağmen karakterlerinin her biriyle derin bir bağ kurduğumuz bu dizide, özellikle Michael Scott’ın geri dönüşü, hepimizi derinden etkiledi. Michael, “That’s what she said” esprisiyle son bir kez daha ekrana geldiğinde, hepimizin içi sıcacık oldu.

Dunder Mifflin’deki bu garip, komik ama sevgi dolu çalışanlar, son bölümde âdeta büyüdüler, olgunlaştılar ve yepyeni hayatlara yelken açtılar. Pam ve Jim’in o müthiş mutluluk anları, Angela ve Dwight’ın hepimize “Sonunda ya!” dedirten düğünleri, Dwight’ın Michael’a verdiği unutulmaz jest... Her şey tam da olması gerektiği gibiydi.

Final, o kadar tatlı bir şekilde noktalandı ki, biz izleyiciler olarak içimizde tuhaf bir boşluk hissettik. Bir yandan tüm karakterlerin mutlu olduğunu bilmek içimizi rahatlatsa da artık Dunder Mifflin ailesini göremeyecek olmak yüreğimize dokundu. Michael’ın son sözü de tam dizinin ruhuna uygundu: “It’s like all my kids grew up and married each other.” Ahh, Michael, işte senin için tam da böyle bir son gerekiyordu!

Friends (1994-2004)

Friends.jpg IMDb Puanı: 8.9

Ve şimdi geldik kalplerimizin tam ortasına taht kurmuş Friends’e! Bu dizide tam 10 yıl boyunca Rachel, Ross, Monica, Chandler, Joey ve Phoebe ile âdeta arkadaş olduk. Kahvelerimizi yudumlarken onların ilişkilerini izledik, dağınık aşk hayatlarına ve karmaşık kariyerlerine güldük, ama her şeyin bir sonu vardı, değil mi? O final... Ahh, o final!

Hepimiz biliyoruz ki Ross ve Rachel’ın karmaşık ilişkisi, dizinin en büyük kalp kırıklıklarından biriydi, ama finalde Ross’un “Rachel uçaktan indi mi?” sorusuna aldığı yanıt, hepimizi mutlu sona kavuşturdu! Elbette indi, ve sezonlardır beklediğimiz o samimi kavuşma yaşandı! Bir diğer efsane an ise Monica ve Chandler’ın ikiz bebeklerini kucaklarına aldıkları andı. O sahne, gözyaşlarını tutabilenler için bile zorlayıcıydı.

Ve elbette, son sahnede Monica’nın o boş dairesi...Dairenin anahtarlarını bırakıp kapıyı son kez kapattıklarında, hepimiz hayatımızdan bir parça bırakmış gibi hissettik. Friends finali, yıllar sonra bile yüzümüzde bir tebessümle hatırladığımız, sımsıcak ve dostane bir veda oldu. Onlar her zaman bizim arkadaşımız olacak!

Six Feet Under (2001 - 2005)

SixFeetUnder.jpg

IMDb Puanı: 8.7

Bazı diziler vardır, final bölümüyle seni âdeta bir tokat gibi çarpıyor. İşte Six Feet Under, tam olarak bunu başaran bir yapım! Ölümün ve yaşamın iç içe geçtiği bu dizide, Fisher ailesi ile birlikte büyüdük, onların acılarına tanık olduk. Final bölümünde ise dizi, o güne kadar gördüğümüz tüm sonlardan daha vurucu bir şekilde kapandı. Claire’in geleceğe doğru arabasıyla ilerlerken fonda Sia’nın “Breathe Me” şarkısı çalması, hangimizi ağlatmadı ki! Ama tabii ki olay, sadece Claire ile sınırlı değildi. Dizinin bizi asıl çarpan noktası, tüm karakterlerin ölümünü adım adım göstermesiydi. Evet, doğru duydun: her birini tek tek öldürdüler!

David’in eşiyle mutlu bir yaşam sürerken kalp krizinden gidişi, Ruth’un yaşlanıp hayatını kaybetmesi, Keith’in trajik ölüm anı...Ve en unutulmazı da Nate’in çoktan ölmüş olmasına rağmen o finalde bile varlığını hissettirmesi. Hayatın geçici olduğunu bu kadar çıplak bir şekilde gözler önüne seren bir başka dizi daha var mı? Emin değiliz. Ama kesin olan şu: Six Feet Under finaliyle, hepimize ölümle yüzleşmenin kaçınılmazlığını hissettirdi. Hayatta her şey geçici olabilir ama bu final, kalıcı bir iz bıraktı.

Mad Men (2007 - 2015)

MadMen.jpg

IMDb Puanı: 8.7

Dizinin adı Mad Men olabilir, ama bu dizinin finali o kadar zekiceydi ki bizi “çılgın” değil, “aydınlanmış” hissettirdi. Don Draper, finalde tam bir huzursuzluk sarmalına girmiş, kendini bulmaya çalışırken aslında hepimiz gibi modern dünyanın çarkları arasında sıkışıp kalmıştı. Ama o son an…

O meditasyon sahnesiyle birlikte gelen efsanevi Coca-Cola reklamı, hepimizin çenesini düşürdü. Don’un yaratıcılığının zirveye ulaştığı an, dünya tarihinin en ikonik reklamlarından biriyle taçlandırıldı. O anda hepimiz şunu fark ettik: Don Draper belki ruhsal bir dönüşüm geçirmedi, ama iş hayatında kazanan hep o oldu. Bize geriye dönüp bir “Aa, işte bu yüzden izledik bu diziyi!” dedirten türden, tatmin edici bir finaldi!

Seinfeld (1989 - 1998)

Seinfeld.jpg

IMDb Puanı: 7.8

Böyle bir liste yaparız da içinde Seinfeld olmaz mı! “Hiçbir şey hakkında bir dizi” olarak yola çıkan, ama aslında her şey hakkında olan bu klasik yapım, televizyon tarihine kazınmış en unutulmaz finallerden birine imza attı. Jerry, George, Elaine ve Kramer’ın başrollerde olduğu dizi, gündelik hayatta karşılaşılan absürd durumları zekice bir mizah anlayışıyla ekranlara taşıdı. Ancak final... İşte o çok konuşuldu!

Son bölümde, karakterlerimizin umursamazlıkları yüzünden hapishaneye düşmesi, her birinin hayatında biriktirdiği yanlışların nihayet onları yakaladığını gösterdi. Dizinin hayranları finali pek sevmemiş olabilir, ama itiraf edelim, Seinfeld’in dünyasında kimsenin karakter gelişimi yaşamadığı bir gerçekti! Onlar hep aynıydı, en sonunda bile.

Finalde, bu tuhaf ekibin yine hiçbir şeyi çözmeden ama aynı şekilde hayatlarına devam ediyor olması, dizinin ruhunu en güzel şekilde özetledi. Biz izleyiciler ise ekran başında "Bunlar hep böyle mi kalacak?" diye düşünürken aslında içten içe onların hiç değişmemesini istediğimizi fark ettik. Seinfeld’i Seinfeld yapan da buydu işte: Tuhaf karakterler, tuhaf anlar ve hiçbir şeyin fazla ciddiye alınmadığı bir dünya! Bizce Seinfeld, tam da Seinfeld tarzında bir final yaptı!

İşte televizyonun altın çağından unutulmaz karakterlerle dolu, en iyi final yapan diziler listesi! Her biri kendine has dokunuşlarla bizlere veda etti, ama arkalarında bıraktıkları mirasla hep aklımızın bir köşesinde yer alacaklar. Televizyon tarihine bu kadar büyük izler bırakan bu yapımlar, final bölümleriyle de resmen unutulmaz oldular.