Brad Pitt, Hollywood’un altın çocuğu. O, bir günde bir gecede yıldız olmayan, ama her seferinde izleyenleri mest eden performanslar sergileyen bir oyuncu. Kimi zaman sert, kimi zaman duygusal, kimi zaman da sadece komik. Hazırsan seni Brad Pitt’in en unutulmaz 11 performansıyla baş başa bırakıyoruz. Patlamış mısırını al, çünkü bu liste, keyifli bir yolculuk vadediyor!
Deniyorum.
Dövüş Kulübü (Fight Club), 1999

IMDb Puanı: 8.8
İşte Brad Pitt’in Hollywood’daki “cool” anlayışını arşa çıkardığı film! Dövüş Kulübü, Tyler Durden olarak Brad Pitt’in ekranlardaki en çarpıcı performanslarından birini sunduğu, asi, felsefi ve son derece vahşi bir hikâye. Kurallar basit: “Dövüş Kulübü hakkında konuşma.” Ancak bu blogda bunu yapmamamız neredeyse imkânsız! Çünkü Pitt’in bu karizmatik, anarşist karakteri, her sahnede kendi felsefesini sana dikte ediyor ve o meşhur kırmızı deri ceketiyle baş döndürüyor.
Film, aslında kapitalist tüketim toplumuna karşı bir başkaldırı; ama itiraf edelim ki Brad Pitt’i izlerken bir yandan da “Bu adam nasıl bu kadar havalı olabilir?” sorusu zihnimizde dolanıp duruyor. Tyler Durden, seni dövüşmenin sadece fiziksel olmadığını, aslında bir özgürleşme biçimi olduğunu düşündüren o sinsi gülüşüyle büyülüyor. Dövüş Kulübü, Pitt’in baştan çıkarıcı ve bir o kadar da yıkıcı tarafını görmek için bir başyapıt!
Yedi (Se7en), 1995

IMDb Puanı: 8.6
Brad Pitt’in dedektif David Mills olarak izleyiciyi sürüklediği Yedi, aslında en karanlık Brad Pitt performanslarından biri. Yedi ölümcül günah üzerinden ilerleyen bu tüyler ürpertici gerilimde, Pitt’in kararlılığı ve kırılganlığı bir arada parlıyor. Morgan Freeman ile Yedi’de mükemmel bir uyum yakalayan Pitt, filmin sonuna kadar gerilimi iliklerine kadar hissettiriyor.
Tabii ki asıl mesele şu: O kutunun içinde ne var?! Se7en’in finali, sinema tarihinin en ikonik anlarından biri olarak anılacak. Brad Pitt’in o son sahnedeki yüz ifadesi, insanın içine işleyen bir şok dalgası yaratıyor. Bu filmde Pitt’in sadece kas gücünü değil, duygusal derinliğini de zirveye çıkardığını izlemek, tam bir sinema şöleni!
Soysuzlar Çetesi (Inglourious Basterds), 2009

IMDb Puanı: 8.4
Tarantino ve Pitt ikilisi, Soysuzlar Çetesi ile beyaz perdeye harika bir karakter daha kazandırdı: Aldo Raine. Brad Pitt, bu filmde Nazi avcısı olarak karşımıza çıkıyor ve Güneyli aksanıyla “Bu ne kadar ciddi bir iş olabilir ki?” dedirten bir performans sergiliyor. Pitt’in Aldo Raine karakteri, sert mizacı ve absürt özgüveniyle izleyiciyi eğlendiren, bir o kadar da hayran bırakan bir performans sunuyor.
Filmdeki ünlü “İtalyanca konuştuğunuza emin misiniz?” sahnesi, Pitt’in komedi yeteneklerinin bir başka parıltısı. Ama asıl mesele şu: Aldo Raine, ciddi bir savaş filmi karakteri olmasına rağmen, Pitt’in eğlenceli ve rahat tarzıyla tamamen akılda kalıcı bir figüre dönüşüyor. Pitt hem savaş meydanında Nazi avlayıp hem de bize kahkahalar attırmayı nasıl başarıyor, inan çözmek zor. Aldo Raine ile Pitt, bir savaş kahramanının nasıl hem tehlikeli hem de komik olabileceğini ustalıkla gösteriyor.
12 Maymun (Twelve Monkeys), 1995

IMDb Puanı: 8.0
Brad Pitt’i deli bir adam olarak görmek mi istiyorsun? O zaman 12 Maymun tam sana göre! Pitt, bu filmdeki psikopat karakteri Jeffrey Goines olarak resmen çıldırmış. Kendisini sanki dünyadan tamamen kopmuş gibi oynayan Pitt, seni her sahnede şaşkınlığa uğratıyor. Gözlerinin içindeki o delilik parıltısı, tüylerini ürpertirken bir yandan da kahkaha atmana sebep olabilir.
Bu filmde, geleceğin felaketine dair karanlık bir hikâye anlatılıyor, ama Pitt’in enerjisi öyle yüksek ki, film boyunca onu izlemekten kendinizi alamıyorsun. Sanki her an “Acaba şimdi ne yapacak?” sorusuyla diken üstünde oturuyorsun. Pitt, çılgınlığı bu kadar başarılı bir şekilde yansıtabilen ender aktörlerden biri olduğunu bu filmde kanıtlıyor. Eğer aklını karıştıracak bir Brad Pitt performansı arıyorsan doğru yerdesin!
Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi (The Curious Case of Benjamin Button), 2008

IMDb Puanı: 7.8
Hayat tersine mi akmalıydı? Brad Pitt’in yaşlandıkça gençleşen bir adamı canlandırdığı bu Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi, sinemanın sihirli dokunuşlarının nasıl mükemmel bir anlatı sunduğunu gözler önüne seriyor. Benjamin Button’ın dramatik, ilginç ve biraz da hüzünlü hayat yolculuğu, izleyiciyi zamanın geçişine dair felsefi sorular sormaya itiyor. Ve Brad Pitt, her anında sana bu tuhaf hikâyeyi gerçekmiş gibi hissettiriyor. Yani, dur bir dakika: yaşlandıkça yakışıklı mı olunur? Brad Pitt için elbette!
Pitt, yaşlı bir bebekten olgun bir delikanlıya dönüşürken seni de beraberinde âdeta bir zaman makinesinde yolculuğa çıkarıyor. Filmin duygusal yoğunluğu öylesine güçlü ki bir noktada yüzünde oluşacak “hayat ne tuhaf” ifadesiyle ekrana bakakalabilirsin. Yani, bir adam yaşlandıkça daha ne kadar yakışıklı olabilir? Cevap: Benjamin Button kadar!
Truva (Troy), 2004

IMDb Puanı: 7.7
Kim Achilles gibi savaşçı olmak istemez ki? Truva, antik Yunan mitolojisinin devasa bir prodüksiyona dönüştüğü ve Brad Pitt’in tanrı gibi göründüğü filmlerden biri. Pitt, Achilles rolünde bir savaş makinesi gibi savaş alanını kasıp kavuruyor; ancak onu sadece kılıç ve kalkanıyla hatırlamak doğru olmaz. Achilles, duygularıyla da bir savaş veriyor ve Brad Pitt, bu kahramanı hem ölümden korkmayan bir cesaret timsali hem de kırılgan bir insan olarak tasvir ediyor.
Truva’yı izlerken kendini “Ben neden böyle kaslı değilim?” diye sorgularken bulabilirsin. Ama asıl mesele şu: Pitt’in Achilles’i, sadece fiziksel bir kahraman değil, aynı zamanda kaderine meydan okuyan bir adam. Pitt’in filmdeki dövüş sahneleri, görsel bir şölen sunarken bir yandan da seni bu epik destanın içine hüp diye çekiyor. Unutma: “Onlar yarın sizi hatırlayacak mı?” Achilles’ten öğrenilecek çok şey var!
Ocean’s 11 (Ocean’s Eleven), 2001

IMDb Puanı: 7.6
Şık takım elbiseler, dolandırıcılık ve bolca karizma! Ocean’s Eleven, Brad Pitt’in Rusty Ryan rolünde, planlar yaparken cool görünmeyi âdeta bir sanata dönüştürdüğü bir film. Clooney ile olan kimyası ise ekranı resmen patlatıyor! Rusty, sürekli bir şeyler atıştırırken dehşet planlar yapıyor, sanki her şeyin altında bir şey varmış gibi. Ama aslında var olan tek şey: Tam bir cazibe merkezi olan Brad Pitt!
Film, eğlenceli bir soygun hikâyesi anlatıyor ama Pitt’in o rahat tavırları, sende sanki bir dolandırıcı olmak o kadar da zor değilmiş hissi uyandırıyor. Rusty, bir yandan tehlikeli işler çevirirken bir yandan da sanki her şey kontrol altındaymış gibi gösteriyor. Bu havalı performansı izlerken Pitt’in neden tam bir yıldız olduğunu bir kez daha anlıyoruz.
Vampirle Görüşme (Interview with the Vampire: The Vampire Chronicles), 1994

IMDb Puanı: 7.5
Brad Pitt ve Tom Cruise’un vampir olarak karşına çıktığı bir film ne kadar kötü olabilir ki? Hiç! Vampirle Görüşme, gotik atmosferi, karanlık temaları ve elbette Brad Pitt’in ürkütücü derecede yakışıklı bir vampir olan Louis de Pointe du Lac olarak sergilediği performansla seni kendine çekiyor. Louis, sonsuz yaşamın ağırlığını omuzlarında taşırken Pitt’in içsel mücadeleleri ve melankolik bakışları âdeta hipnotize edici.
Film boyunca Louis’nin insanlığına tutunma çabasını izlerken vampir dünyasının karanlık cazibesine kapılmamak elde değil. Brad Pitt’in canlandırdığı bu yakışıklı melankolik vampir, yüzyıllar boyu süren bir iç savaşın yorgunluğunu öyle derin bir şekilde yansıtıyor ki, bir noktada onun sadece biraz gün ışığına ihtiyacı olduğunu düşünmeye başlıyorsun. Pitt’in bu gotik başyapıttaki performansı, vampir hikâyelerine bambaşka bir ruh katıyor.
Bir Zamanlar…Hollywood’da (Once Upon a Time…in Hollywood), 2019

IMDb Puanı: 7.3
Quentin Tarantino’nun nostalji dolu başyapıtı, Brad Pitt’in belki de kariyerinin en rahat ama en etkili performanslarından birini sunduğu film. Cliff Booth rolüyle âdeta “bu adam ne yaparsa yapsın karizma” dedirten Pitt, filmde bir dublör olarak Leonardo DiCaprio’nun karakteri Rick Dalton’a destek veriyor. Ancak bu, sıradan bir dublör değil. Cliff Booth, kendi içinde tam bir efsane ve Pitt’in onu canlandırma şekli, bu efsaneyi izleyicinin kalbine kazıyor.
Pitt’in Cliff Booth’a kattığı sakinlik, cool’luk ve “her şey yolunda” havası, izleyenleri büyülüyor. Hele o çatıda üstünü çıkarıp güneşlenme sahnesi... Sinema tarihine “Brad Pitt’in altın anları” olarak kazınan bu sahne, adamın 50’lerinde bile nasıl bir ikon olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca filmdeki o meşhur dövüş sahnesi yok mu? Pitt, karşına çıkan en çetin Bruce Lee rakibi olabilir! Tarantino’nun dünyasında Pitt, âdeta hem geçmişe bir saygı duruşu hem de kendi mirasını pekiştiren bir yıldız.
Aramızda Casus Var (Burn After Reading), 2008

IMDb Puanı: 7.0
Şimdi gelelim Brad Pitt’in komedi alanında ne kadar yetenekli olduğunun parlak bir kanıtına! Aramızda Casus Var filminde Pitt, spor salonunda çalışan ve aptallığın sınırlarında dolaşan Chad Feldheimer karakterini canlandırıyor. Pitt’in Chad’e verdiği enerji, çocuksu heyecan ve tam anlamıyla kafa karışıklığı, film boyunca seni kahkahalara boğuyor. Coen Kardeşler’in bu kara komedisinde Pitt, tam anlamıyla “daha aptal olunmaz” dedirten performansıyla parlıyor.
Chad, hayatındaki her şeye çok ciddiyetle yaklaşıyor—ama sorun şu ki, bu ciddiyetle yaklaştığı şeyler, tamamen saçma! Pitt’in rolü, onun komediye ne kadar yatkın olduğunu ve kendini role ne kadar adadığını gösteriyor. Özellikle filmdeki kulaklık takıp aerobik yapma sahneleri, âdeta ekrana enerji patlaması gibi yansıyor. Bu filmde Pitt hem bir kahkaha bombası olduğunu ortaya koyuyor hem de Hollywood’un sadece ciddi rollerle değil, komediyle de devleştiğini kanıtlıyor.
Yıldızlara Doğru (Ad Astra), 2019

IMDb Puanı: 6.5
Brad Pitt’in uzayın derinliklerinde kaybolduğu, ama aslında kendi içsel yolculuğuna çıktığı bir film Yıldızlara Doğru. Pitt burada Roy McBride rolüyle babasını arayan bir astronot olarak karşımıza çıkıyor, ancak film aslında dış uzaydan çok iç uzaya, yani insan ruhunun derinliklerine bir yolculuk. Pitt’in bu sessiz ve derin performansı, duygusal olarak katmanlı bir yapı sunuyor.
Film boyunca Pitt’in karakteri, babasının izini sürerken bir yandan da kendi iç dünyasına dönüyor ve bu içsel yolculuk seni âdeta ekranın içine çekiyor. Pitt, kelimelerle değil, bakışları ve jestleriyle bu karakterin derin duygusal çatışmasını hissettiriyor. Bu performans, onu sadece aksiyon yıldızı olarak değil, aynı zamanda son derece etkili bir dram oyuncusu olarak da bir kez daha taçlandırıyor. Yani Brad Pitt’in bu filmdeki performansı, uzayda sessizce süzülen bir yıldız gibi: uzak ama bir o kadar da büyüleyici.
Bu liste daha devam eder, çünkü Brad Pitt dur durak bilmiyor! Sinema dünyasına kattığı enerji, çok yönlülüğü ve karizması, onu Hollywood’un efsanelerinden biri hâline getirdi. Pitt, her rolünde bambaşka bir karakterle karşımıza çıkıyor, her seferinde de bizi şaşırtmayı başarıyor. Dramatik, komik, karizmatik ya da karanlık—hangi rolde olursa olsun, izleyiciyi kendine bağlamayı başarıyor. Bu listedeki filmler, onun oyunculuk serüveninde sadece birkaç durak, ama her biri unutulmaz anılarla dolu. Evet, Brad Pitt’i izlemek, sinema tutkunları için gerçek bir şölen!









