Dram dizileri, hayatın acılarını, sevinçlerini, iniş çıkışlarını bize tüm yoğunluğuyla hissettiren yapımlar. Bu tür diziler, bizi eğlendirmenin ötesinde, derin düşüncelere sevk ediyor ve bazen duygusal olarak darmadağın ediyor. Kimimiz bu dizilerde kendimizi buluruz, kimimiz hayatın karmaşıklığını daha yakından anlamaya çalışırız. Ama her durumda dram dizileri, kalbimize dokunur ve unutulmaz izler bırakır. İşte, senin için derin duygular yaşatacak, izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağın ve TV+’ta bulabileceğin en iyi 5 dram dizisi!
1. Chernobyl (2019)

IMDb Puanı: 9.3
Hayal gücünü kullanarak ne kadar büyük bir felaket düşünebilirsin? Söz konusu felaket olduğunda gerçekler, hayal gücünden çok daha sarsıcıdır. 2019 yılında karşımıza çıkan Chernobyl, tarihin en büyük nükleer felaketlerinden biri olan Çernobil faciasını konu alıyor. Bunu yaparken de bize radyasyon, o korkunç atmosfer falan bir yana, aslında devasa bir sorumluluk ve insanlık dersi veriyor. 1986’da yaşanan olaylar, dönemin Sovyetler Birliği’nin nasıl çarpıcı bir şekilde zafiyet gösterdiğini gözler önüne seriyor. Ama burada sadece bilimsel bir hatadan bahsetmiyoruz; insanların nasıl göz göre göre yıkıma sürüklendiğini, bürokratik oyunların ve basiretsizliklerin trajedinin fitilini nasıl ateşlediğini görüyoruz.
Dizi boyunca o dönemin soğukluğu âdeta yüzüne çarpıyor. “O kadar kötü müydü gerçekten?” diye düşünüyorsun. Evet, belki de daha bile kötüydü. Chernobyl, bir felaketin ardından nasıl toparlandığımızı değil, nasıl çuvalladığımızı gösteriyor. İzlerken yanınızda bir battaniye ve çay bulundur çünkü titreyebilirsin– hem üşümekten hem de dehşetten!
2. 1883 (2021-2022)

IMDb Puanı: 8.7
Vahşi Batı’da hayatta kalmak mı dedin? Yellowstone evreninin bir öncülü olan 1883, bize Amerika’nın çetin topraklarında nasıl mücadele edildiğini gösteriyor. Bir Western izlerken alışılagelmiş kovboy kapışmalarını, dört nala at koşularını mı görmeyi bekliyorsun? Evet, bunlar da var ama 1883, sana çok daha fazlasını sunuyor: Acılar, kayıplar, hayatta kalma mücadelesi, doğanın zalimliği…
Tim McGraw, Faith Hill ve Sam Elliott gibi usta isimlerin performansı, karakterleri unutulmaz kılıyor. Kendi trajedilerini sırtlarında taşıyan bu kahramanlar, Amerika’nın henüz “Amerika” olmadan önceki o tehlikeli yolculuğuna bizi de davet ediyor. Koca kıtanın ortasında, hiçbir yardım almadan hayatta kalmak mı? Belki biz 21.yüzyıl konforunda bunu anlayamayız ama 1883, bize o günlerin ruhunu tam anlamıyla hissettiriyor.
3. Scenes from a Marriage (2021)

IMDb Puanı: 8.1
Bir evlilik ne kadar zor olabilir ki? Sadece bir bakış, tek bir kelime, ilişkiyi altüst edebilir mi? Scenes from a Marriage, bu soruları sormaktan asla çekinmiyor ve seni bir çiftin duygusal gelgitlerinde boğulmaya davet ediyor. Jessica Chastain ve Oscar Isaac, bir evliliğin inişli çıkışlı patikalarında yürürken bazen birbirlerini seviyor, bazen de âdeta boğuyorlar.
Ingmar Bergman’ın 1973 yılındaki Scenes from a Marriage yapımının modern bir yorumu olan bu dizi, aşkın ve evliliğin çoğu zaman peri masallarındaki gibi olmadığını keskin bir dille gözler önüne seriyor. Birbirine çok yakınken bile insanlar ne kadar yalnız olabilir? Bu sorunun cevabını merak ediyorsan Scenes from a Marriage tam sana göre. İzlerken sinirlenebilir, üzülebilir, hatta “Yok canım, bu kadar da değil!” diyebilirsin. Ama itiraf edelim, biraz da gerçeklerle yüzleşiyoruz. Aşk, her zaman pürüzsüz bir yol değil. Bazen yolun ortasında da lastik patlayabiliyor!
4. Sharp Objects (2018)

IMDb Puanı: 8.0
Küçük bir kasaba, karanlık sırlar ve bu sırların tam ortasında hırpalanmış bir adli muhabir. Sharp Objects hem psikolojik hem de duygusal açıdan seni köşeye sıkıştıracak türden bir yapım. Amy Adams’ın canlandırdığı Camille Preaker, kendi travmalarıyla yüzleşirken bir yandan da kasabanın içindeki gizemli cinayetleri çözmeye çalışıyor. “Hadi canım, ne kadar kötü olabilir ki?” deme. Çünkü bu kasaba bildiğin kasabalara hiç ama hiç benzemiyor!
Bu dizi, bir cinayet hikâyesinden çok daha fazlasını, geçmişin acılarını, aile bağlarını ve kasabanın gizli kalmış kötülüklerini anlatıyor. Yönetmen Jean-Marc Vallée’nin yetenekli elleriyle dizi, her anı bir sanat eserine dönüştürüyor. Karanlık ve iç burkan atmosfer, âdeta paçana yapışıyor. İzlerken farkında olmadan tırnaklarını kemirmeye bile başlayabilirsin. Orası artık senin tercihin ancak biz kendini Camille ile beraber geçmişin hayaletleriyle savaşırken bulacağına eminiz!
Ve evet, soruna cevap verelim: Bu kasaba gerçekten o kadar da kötü.
5. Kin (2021-)

IMDb Puanı: 8.0
Bir aile ne kadar güçlü olabilir? Sadakat, intikam ve kan bağları arasında kalanların hikâyesi, Kin dizisinde nefes kesici bir gerilimle buluşuyor. İrlanda’nın karanlık sokaklarında, her an her şeyin değişebileceği bir dünyaya adım atmaya hazır mısın? Suç dünyasının ortasında hayatta kalmaya çalışan Kinsella ailesi, güç, sadakat ve intikam kavramlarını yeniden tanımlıyor. Bir aile için neler feda edilebileceğini ve ne kadar ileri gidilebileceğini sorgulatan bu dizi, seni soluksuz bir yolculuğa çıkaracak.
Duygusal olarak güçlü, aksiyonu bol ve her saniyesi sürükleyici olan Kin, izleyiciyi içine çeken atmosferiyle sadece bir suç hikâyesi değil, aynı zamanda ailenin ne demek olduğunu yeniden düşündüren bir başyapıt. Kinsella ailesinin bu mücadelesinde onlarla birlikte savaşacak, kayıplarına üzülecek ve kazandıklarında bir an için derin bir nefes alacaksınız. Hatta kalbinin sıkışacağına, her anında “Bir sonraki hamle ne olacak?” diye düşünmekten kendini alamayacağına bile eminiz! Bu dizi, dramın ve aksiyonun mükemmel bir karışımı!
Dram dizileri, bize hikâye sunmanın yanı sıra, hayata dair derin dersler de veriyor. Bu listedeki yapımlar, duygularını harekete geçirecek, kalbine dokunacak ve izledikten sonra uzun süre aklından çıkmayacak. Kendini karakterlerle birlikte ağlarken, onların acılarını hissederken bulabilirsin. Eğer yoğun duygular yaşamaktan çekinmiyorsan bu yapımlar tam da sana göre!









